İçeriğe geç

Yaratıcılık Sürdürülebilir mi?

“Cory Doctorow’un “Özgür ve Bedava – İnternet Çağında Bilgi” isimli kitabının verdiği ilhamla bu yazıya başladım.”

21. yüzyılda yaşadığımız teknolojik gelişmelerin hızına ayak uydurmak, kullanıcı düzeyinde bile zorlaşıyor. Üretim kalitesi, üretim şekli her daim değişen detaylar olsa da, yeni tarzlar eskileri ‘şimdilik’ yok edemedi. Bu durumlara rağmen değişmeyen şeylerden birisi de insanların da teknolojiler gibi, sürekli bir sidik yarışı içinde olmasıdır.

Rekabet, hem yaratıcılığı körüklemesi, hem de maddi gelir anlamında fayda sağlaması açısından önemli. Tabi rekabetin bu tür güzellikleri olsa da, bu güçlüğe cevap vermekte zorlanan otoritelerin telif hakkı, kullanım sınırlaması gibi güçlerini kullanmasına sebep olduğu da aşikardır.

En Yaratıcı Müzik

En sevdiğim yaratıcı öğelerden olan müziğin gördüğüm/yaşadığım yakın tarih detaylarından bahsedebilirim. Yüz yılı aşkın süredir var olan radyo teknolojisinin üstüne, evlerdeki kaset çalarlar ile müzik kültürünün yaşatılması için çalışıldı. Halen kasetlerini bulundurduğumuz ancak şu an müzik dünyasında yer alamayacak kadar yaşlı veya hayatını kaybetmiş insanlar olduğunu söyleyebilirim.

O dönemde müzik piyasasındaki insanlar için asli gelir kaynağı kaset satışından elde edilirken, bir süre sonra özellikle bilgisayar ve dijital oynatıcıların yaygınlaşması ile CD ve DVD’ler müzik marketlerin vitrinini süslüyordu.

Şimdilerde ise müzik hayatına yeni başlayacak olanlar ne kaset ne de CD/DVD hakkında düşüncelere sahip oluyorlar. Dünyanın en yaygın dijital medya platformu olan YouTube, son yıllarda müzik dünyasının ritmine ortak olan Spotify ve Apple Music uygulamaları ile sanatın, yaratıcı öğelerin kitlelere ulaştırılma yöntemi epey değişti.

Bu dönemlerin en önemli ortak özelliği ise, günün ritmine ayak uyduranların her zaman kazanabildiği sistemler olmasıdır.

Peki, ayak uyduramayanlar neler yapabildi?

-Radyolara verilen telifler için istenen rakamları artırmak, eski tarz ürünlerinin satış fiyatlarını yükseltmek gibi hatalar. Hatalar diyorum çünkü kitlelerin ürüne ulaşmasını zorlaştırmak hiçbir zaman kar ettiremez. Son dönemde baş ağrıtan “Uber karşıtı taksiciler” de, bilim ve teknolojinin ilerlemesine karşı durmak gibi bir hatanın esiri oluyorlar. Ve tarihin neredeyse her döneminde olduğu gibi kaybeden tarafta olacaklardır.

Müzik ile benzer örnekleri, sinema ve dizi sektörü için (bkz: Netflix), kitaplar için (bkz: ePub) de söyleyebiliriz. Sanırım konu yeterince açık ve tartışmasız.

Yaratıcılık Kazandırır

Tüm yaratıcı öğeler kendi dönemlerinde kitlelere ulaşmanın bir yolunu buldu. Yeni çıkanları/çıkacak olanları da bulacaklar.

“Peki, mevcut dünya düzeninde, yaratıcı ürünlerden nasıl para kazanacağız?”

Bu soru son günlerde kafamı epey kurcalıyor. Bir Y-Z kuşağı ara formu olarak, standart işleri kabul etmekte zorlanırken, kendi işimin patronu da olamıyorum(şimdilik). Bu yüzden elimde kalan son birkaç yöntem var, bunlardan hoşuma giden ve tercih ettiğim yol olan blog yazarlığını şu an bu satırları okuyanlar sayesinde gerçekleştiriyorum.

Makineleşmenin önlenemez yükselişi, son yıllarda kanıtladığı şekliyle, vasıfsız işçiliğin en büyük düşmanı olduğunu biliyoruz. Şu an elinde bir işi bulunan neredeyse herkesin günün birinde işini bir robota, bir yazılıma bırakmak zorunda kalabileceğini düşünüyorum. Teknolojinin taklit etmekte zorlandığı şeylerin başında gelen yaratıcı içerikler olmasına rağmen, bunun sonsuza kadar böyle olacağını düşünmek aşırı iyi niyet olacaktır. Her halükarda en uzun ömrü olan sektörün sanat olduğunu ve sanatçıların gelişmelere karşı değil de, onları kullanarak ilerlemelerinin önemli olduğuna inanıyorum.

Gelecek yazılarda sanatçıların, yazarların, blogger ve YouTuberların gelir kaynağı olarak kullanabileceği yöntemleri araştırıp sizlerle paylaşacağım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir